70 milyar dolarlık adam gelecek mi ?   |  

26 Şubat 2012

70 milyar dolarlik adam gelecek mi 70 milyar dolarlık adam gelecek mi ?

70 milyar dolarlık adam gelecek mi ?

70 milyar dolarlık adam gelecek mi ?

Osmanlı torunu Meksikalı Carlos Slim (Selim) Helu, “dünyanın parlayan yıldızı” olarak tanımladığı Türkiye’de yatırım imkanlarını araştırıyor. Carlos Slim, Forbes 2011 verilerine göre “Dünyanın En Zengin Adamı” ünvanını Bill Gates’in elinden almıştı.

Dünyanın en zengin kişileri listesinde 1 numarada yer alan Carlos Slim’in Türkiye’ye olan ilgisini gelecek dönem yatırım ilgisini TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu açıkladı.

TOBB-DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk-Meksika İş Konseyi toplantısı için geldiği Mexico City’de geçen yıl dünyanın en zengin kişisi olarak gösterilen Meksikalı işadamı Carlos Slim’i ziyaret etti.

Hisarcıklıoğlu, görüşmesinin ardından, Carlos Slim’in Türkiye’ye karşı çok ilgili olduğunu ve Türkiye’de yatırım imkanlarını araştırdığını söyledi.

Kişisel servetinin yaklaşık 70 milyar dolar olduğu bildirilen Carlos Slim’in Türkiye’de özellikle telekomünikasyon alanıyla ilgilendiğini belirten Hisarcıklıoğlu, Meksikalı işadamının cazip olan diğer alanlara yatırım yapmak gibi düşüncelerinin de bulunduğunu ifade etti.

Carlos Slim’in Meksika dışında 19 ülkede telekomünikasyon alanında yatırımları bulunuyor. Meksika’daki telekomünikasyon pazarının çok büyük kısmını elinde bulunduran Slim’in bankacılık, bilişim ve perakendecilik gibi birçok sektörde yatırımları bulunuyor.

Hisarcıklıoğlu, bu çerçevede Carlos Slim’i Türkiye’ye davet ettiğini, önümüzdeki yaz aylarında büyük bir ihtimalle Türkiye’yi ziyaret edeceğini kaydetti.

Carlos Slim’i Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüreceklerini bildiren Hisarcıklıoğlu, Meksikalı işadamının Türkiye’yi parlayan bir yıldız olarak tanımladığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, Carlos Slim’in Türkiye ve Meksika’nın önümüzdeki 10 yıl içinde kurdukları düzeni bozmazlarsa gelişmekte olan değil, gelişmiş ülke kategorisine gireceklerini söylediğini aktardı.

Carlos Slim hakkında kişisel izlenimlerini de anlatan Hisarcıklıoğlu, Slim’in ilk kez 1968 yılında balayı için Türkiye’ye geldiğini, geçen yaz da Türkiye’de bulunduğunu anlattığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, Slim’in çok mütevazı bir kişi olduğunu, tüm işlerini devrettiği oğlunu da uzun süren toplantılarına çağırarak kendileriyle tanıştırdığını belirtti.

Carlos Slim, 1902′de Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altında bulunan bugünkü Lübnan’dan Meksika’ya göç eden Yusuf Selim Hattat Ağlamaz adlı katolik bir Osmanlı göçmenin oğlu. Jet sosyeteden uzak yaşamı ile bilinen Carlos Slim, dünyanın en zengin ismi olmasına karşın kendisine bağladığı mütevazi aylık 37 bin lira) ile gündeme gelmişti.

En zengin isim mütevazi yaşam

Meksika borsasının yaklaşık yüzde 40′ını kontrol eden ve Latin Amerika ülkelerine son altı yılda 60 milyar dolar yatırım yapan Carlos Slim’in reklama alerjisi olduğu ve çok sade bir yaşam sürdüğü bildiriliyor.

Osmanlı bünyesindeki Lübnan’da bir göçmenin beşinci çocuğu ve kendisi de beş çocuk babası Slim, üst düzey yöneticilerin aynı sekreteri kullandıkları şirketinde de gösterişten kaçınıyor.

Mühendis kökenli olan ve şirketinin yelpazesini finans, ticaret, turizm ile televizyonculuğa kadar genişleten, “Kanaatkarım, oğullarım da öyle. Kendi isteğim ve inancımla, disiplinle değil” diyen Slim, kendisini ülkesindeki diğer işadamlarından ayıran en büyük özelliğin ise siyasetçilerle hiçbir zaman iş yapmaması olduğunu belirtiyor.

70 milyar dolarlık adam gelecek mi ?

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)

Ekonomi

Balbay ve Özkan artık   |  

03 Mart 2012

balbay ve ozkan artik Balbay ve Özkan artık

Balbay ve Özkan artık

İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanıkları CHP İzmir Milletvekili gazeteci Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan 1 yıldır tek kişilik koğuşta kalıyordu. Bugün akşam saatlerinde Silivri 1 Nolu Cezaevi’nde tek kişilk koğuşta kalan Mustafa Balbay’ın yanına Oda tv davasının tutuklu sanığı Coşkun Musluk, Tuncay Özkan’ın yanına ise Oda tv davasının tutuklu sanığı Sait Çakır’ın nakledildiği öğrenildi.

Balbay ve Özkan beraber kaldıkları Silivri 4 Nolu Cezaevi’nden 28 Şubat 2011 tarihinde 1 Nolu Cezaevi’ndeki tek kişilik koğuşlara nakledilmişlerdi. Balbay ve Özkan 1 yıldır tek kişilik koğuşarda kalıyordu. Öte yandan kendilerine ‘Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay Gönüllüleri’ adını veren bir grup ise yazılı bir açıklama yaparak yarın saat 13.00′da Balbay ve Özkan’ın tecrit edilmesinin 1. yıldönümü nedeniyle yazılı açıklama yaparak Taksim’de yapacakları yürüyüşe çağrıda bulundu. 

DHA

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)

Yaşam

Başbuğ: Genelkurmay yalan söylemez   |  

03 Mart 2012

basbug genelkurmay yalan soylemez Başbuğ: Genelkurmay yalan söylemez

Başbuğ: Genelkurmay yalan söylemez

Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve Jandarma Genel Komutanı Bekir Kalyoncu, Balyoz Davası kapsamında tanık olarak ifade vermek için bugün sabah erken saatlerde adliyeye geldi.

Duruşmanın sabah saatlerinde görülen kısmında Jandarma Genel Komutanı Bekir Kalyoncu ifadesini verdi. Kalyoncı ifadesinde “Aklıma darbe yapmak gelmedi. Ortada fol yok yumurta yok. Senaryo geleceğe yönelikti” dedi.

Saat 14:00′da ifade vermeye başlayan eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ise mahkemede ‘İrtica laikliğe karşı mutlak bir tehdittir’ derken, seminerde darbe planı yapıldığını duymadığını söyledi.

Sabah saatlerinde ifade veren Jandarma Genel Komutanı Bekir Kalyoncu ve öğle saatlerinde ifade veren Emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın ardından İlker Başbuğ dinlendi.

  Yasemin Güneri Silivri’den bildiriyor

BAŞBUĞ’UN İFADESİ
 İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada dinlenen Başbuğ, plan seminerinin hazırlığının yapıldığı ve icra edildiği dönemde Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları hatırlatarak, 2002′nin Aralık ayında ABD’nin Irak’a müdahale çalışmalarının olduğunu, sadece TSK’nın değil, Türkiye’nin bu konuya yoğunlaştığını anlattı.

O dönemde Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı görevinde olan Başbuğ, Irak konusunda Kara Kuvvetleri Komutanlığı olarak ABD ile Ankara arasında yürütülen ikili görüşmelere katıldıklarını, yoğun çalışmalar içinde bulunduklarını, bunların Türkiye’nin hayati konuları olduğunu kaydetti.

Genelkurmay Başkanlığının verdiği ”Kuvvet 2010” çalışmasının, bugünlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinin nasıl olması gerektiğini anlattığını belirten Başbuğ, bunun iç ve dış tehditte oluşabilecek çalışmaları kapsadığını söyledi.
Başbuğ, dava konusu seminerin üzerinden 9 yıl geçtiğini, yazılı belgeler olmadan net olarak yanıt vermenin mümkün olmadığını ifade etti.

OEYTS’nin (Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryosu) açıklamasını yapan Başbuğ, TSK için 2003 yılında geçerli olanın 2000 tarihli Türk Askeri Milli Strateji dokümanı olduğunu anlatarak, ifadesini şöyle sürdürdü:

”1. Ordu Komutanlığının icra etmiş olduğu seminer, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının tatbikat programının bir gereğidir. 1. Ordu Komutanlığı seminere ilişkin planla ilgili 12 Aralık 2002′de Kara Kuvvetleri
Komutanlığına yazı yazarak bilgi vermiştir. Sonra da buna mukabil 3 Ocak 2003′te mesaj emri çektik. (Mesajda) ‘Plan seminerini öyle oynayın ki, amacına daha uygun olmalı’ denildi. Mesaj emrinin birinci maddesinde ’1. Ordu’nun öngördüğü OEYTS’yi Kara Kuvvetleri reddediyor’ deniliyor. ‘Oynamayacaksın dedi’ deniliyor. Hayır, yok öyle bir durum. Sadece ‘OEYTS’yi modifiye edin, bazı maddelerini tadil edin’ deniliyor. Mesaj emri OEYTS’yi reddetmemektedir. ‘Oynamayın’ denilmesi başta bahsettiğim kurallara karşı ters düşer. Ama ‘ilerde OEYTS’yi modifiye ederek oynayabilirsin’ deniliyor. ‘Modifiye ettikten sonra da oynayacağın tarihi bildir’ deniliyor.”

Tanık Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığının raporlarına şüpheyle bakılmasının kendilerini üzdüğünü söyledi.
”Genelkurmay Başkanlığı hiçbir zaman yalan söylemez. Eksik bilgi veya yanlış bilgi olabilir ama asla yalan söylemez” diyen Başbuğ, seminer evraklarının da 5 yıl sonra emir gereği güvenlik nedeniyle imha edildiğini ifade etti. Başbuğ, seminer düzenlendikten sonra gözlemci heyetinin söz konusu tatbikatlarda en ufak bir olağan dışılık görürse kendilerine rapor edeceğini söyledi.

BÜYÜKANIT İFADE VERDİ
Dava konusu 5-7 Mart 2003 tarihinde yapılan 1. Ordu semineri yapıldığında Genelkurmay İkinci Başkanı olduğunu belirten Büyükanıt, “Yapılan plan seminerleri ve harp oyunlarıyla alakalı sonuç raporları, üst komutanlıklara silsile yoluyla imzalanarak ulaştırılırdı.” dedi.

Dava konusu seminere ilişkin sonuç raporunu kendisinin de imzaladığını belirten Büyükanıt, “Ben bu raporu onayladım ama içinde bulunanları onaylama anlamına gelmez kesinlikle. Benim onayım, sadece raporun askeri yazım kurallarına göre hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkindi. Ancak içeriği konusunda da şunları söyleyebilirim. Hukuk müşavirlikleri ve gerekli makamlara bu raporu incelettirdik. Hukuk dışı herhangi bir durum görmedik. Bir senaryo yapmak, bahsedilen ülkeye taarruz yapılacağı anlamına gelmez. Bu raporlarla kuvvet istenen ve zaafiyet bulunan alanlara ilişkin teklifler de sunulabilir.” diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Ömer Diken, “İlker Başbuğ, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı olduğu dönemde Olasılığı En Yüksek Tehlike Senaryosunun (OEYTS) o zaman oynanmaması yönünde bir mesaj emri göndermiş. Ancak bu emre rağmen OEYTS oynanmış. Bu emri gördünüz mü, bilginiz var mı?” diye sordu. Böyle bir emirden haberinin olmadığını söyleyen Büyükanıt, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın bir tasarrufudur. Genelkurmay Başkanlığı’na bu konuda bilgi vermek zorunluluğu yoktur” ifadesini kullandı. Büyükanıt, kendisi imzaladıktan sonra raporu Genelkurmay Başkanı’na gönderdiğini belirterek, “Birkaç gün sonra da komutanın makamına çıkarak bu konuda bir direktifi olup olmadığını sordum. Olmadığını söyledi” şeklinde konuştu.

‘ŞU ANDA EN ÖNEMLİ TEHDİT: TERÖRDÜR’
Üye Hakim Murat Üründü ise, dava konusu 2002 ile 2003 tarihlerinde tanık Büyükanıt’tan Türkiye’de en öncelikli tehdidin ne olduğunu sordu. Zaman zaman tehdit önceliklerinin değişiklik gösterebildiğini belirten Büyükanıt, “Günümüz için sorarsanız yıllardan beri Türkiye’nin başının belası olan ve olmaya devam eden terörü birinci sıraya koymamız gerekir.” dedi.

Üründü’nün, 2002-2003 yıllarında irticanın birinci öncelikli olarak iç tehdit içerip içermediğini sordu. Büyükanıt ise, “O dönemi bilmiyorum. İrtica, silahlı kuvvetler tarafından her zaman bir tehdit olarak görülmüştür. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. İrtica, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel esaslarına tehdittir. Laikliğe karşı bir tehdit görülüyorsa bu bir tehdittir. Anayasamızın temel değerlerine karşı bir tehdit varsa bu bir tehdittir tabii. İrtica geniş kapsamlıdır. Herkes kendine göre değerlendirebilir.” diye konuştu.

Savcı Hüseyin Kaplan, “Seminerin sonuç raporunda İstanbul ili için ilave 4 tugaya ihtiyaç olduğu belirtilmiş. Ancak o döneme ilişkin basında yer alan bazı söylentiler var. Sayın Genelkurmay Başkanımız, Çetin Doğan’ın İstanbul’da istenilmeyen işler yaptığını öğrenmiş ve bu durum ciddi sıkıntılar doğurmuş. Çetin Doğan’ın 4 tugay daha istemesine rağmen 1. Ordu’ya bağlı bulunan bazı birimler, farklı komutanlıklar emrine kaydırılarak olası bir darbeyi engellediği rivayet ediliyor.” dedi. Büyükanıt da, “Böyle bir bilgim yok. Kusura bakmayın. Ancak, ben de İstanbul’da 1. Ordu Komutanlığı yaptım. İstanbul, idare edilmesi güç şehirlerden biridir. Takviye ihtiyacı olan bir ildir ve bunun da seminerde dile getirilmesi normaldir. Bu takviye, savaş durumu nedeniyle değil, toplumsal olaylarda emniyet güçlerine takviye olmak amacıyla gereklidir.” karşılığını verdi.

 

“ORTADA FOL YOK YUMURTA YOK”
Büyükanıt ve Kalyoncu, sabah saatlerinde mahkeme salonuna beraber girdiler. İkili mahkeme salonuna girdikten sonra diğer sanıklarla selamlaşmadan yerlerine oturdular. Mazeret bildiren Jandarma Genel Komutanı Bekir Kalyoncu, mahkemede ilk olarak ifade veren isim oldu.

Mahkeme Başkanı Ömer Diken iddianamedeki suça değinerek, “5-7 Mart 2003 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı’nda bir seminer düzenleniyor ve iddiaya göre seminerde darbe planı yapılıyor. Sizin de dava konusu plan seminerine ilişkin düzenlenen Genelkurmay Bakanlığı sonuç raporunda imzanızın bulunması nedeniyle tanık olarak dinlenmenize karar verildi” dedi.

Başkan Ömer Diken’in, “Sizin Genelkurmay sonuç raporda imzanız var. Seminerde olağanüstü görüşme yapıldığına yönelik bir şüpheye vardınız mı?” sorusuna tanık Bekir Kalyoncu, “Seminerin sonuç raporuna askeri hiyerarşi gereği kendisinin de 21 Mart tarihinde imza attığını söyledi. Kalyoncu, “20 Mart tarihinde Amerika, Irak’a savaş başlatmıştı. Çok yoğun dönemdi. Ben raporda sadece semineri düzenleyen ordunun bir talebi olup olmadığına baktım” diye konuştu.

Kalyoncu sonuç raporunda imzasının olduğunu belirterek, “Plan semineri oyun şeklinde yapılır. Seminer adeta bir tiyatro oyunu şeklinde yapılır. Bir senaryo vardır. Çeşitli enjekteler ile durum kötüleştirilerek çözüm arayışları yapılır. Ben raporda herhangi bir olağanüstülük fark etmedim” dedi. Bekir Kalyoncu 1. Ordu Komutanlığı’nda seminer düzenlendiği dönemde Genelkurmay Plan Harekat Daire Başkanı olarak tümgeneral rütbesiyle dava konusu plan seminerine ilişkin düzenlenen Genelkurmay Başkanlığı sonuç raporunda imzası bulunuyor.

Mahkeme Üyesi Murat Üründü, Kalyoncu’ya raporda imzası bulunduğunu hatırlatarak, ‘Milli mutabakat hükümeti’ kurulmasının hükümete karşı olup olmadığını sordu. Kalyoncu da şöyle devam etti:
“O dönem hükümet yeni kurulmuş. Anadolu’da bir tabir var; ‘Ortada fol yok yumurta yok’. yani daha üç ay olmuş hükümet kurulalı. Bir taraftan Afganistan’a harekat konusunda devir teslim işlerimiz var. Diğer taraftan asker Irak’ta bir harp konusunda olağanüstü bir hazırlık yapmaya çalışıyor. Yani bu çok yoğun ortamda böyle bir şey düşünülmesi zor.”

 

 Yasemin Güneri Silivri’den bildiriyor

 

GEREKÇE RAPORDA İMZALARININ BULUNMASI
”Balyoz Planı” davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15 Şubat tarihindeki duruşmada aldığı ara karar gereği gönderilen tebligatlar, geçtiğimiz günlerde tanıklara ulaşmıştı.

Tanık olarak dinlenme gerekçeleri ise Kalyoncu ve Büyükanıt’ın 5-7 Mart 2003 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı’nca yapılan plan seminerine ilişkin düzenlenen Genelkurmay Başkanlığı sonuç raporunda imzaları bulunması.

Başbuğ’un ise Ocak 2003 tarihli mesaj formunda imzası olması nedeniyle mahkemece dinlenmelerine karar verilmişti.

Duruşmada, Genelkurmay Başkanlığı Gözlemci Heyeti olarak 5-7 Mart 2003′te düzenlenen plan seminerine katılan tanıklar Mehmet Pınar ile Hasan Durak dinlendi.

Duruşma, 5 Mart Pazartesi gününe ertelendi.

HABERTURK.COM VE AJANSLAR 

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Obama’dan İran’a: Blöf yapmıyoruz, saldırırız   |  

03 Mart 2012

obama dan iran a blof yapmiyoruz saldiririz Obamadan İrana: Blöf yapmıyoruz, saldırırız

Obama’dan İran’a: Blöf yapmıyoruz, saldırırız

HABERTURK.COM DIŞHABERLER SERVİSİ

ABD Başkanı Barack Obama’dan İran’a bugüne kadarki en sert uyarı geldi.

“BLÖF YAPMIYORUZ”
Atlantic adlı dergiye konuşan Obama, “eğer İran nükleer silah üretirse saldırı düzenleneceği konusunda blöf yapmıyoruz” diye konuştu.

Obama İran’ın nükleer silah sahibi olması konusunda şunları söyledi:

“Dünyanın en kaygan zeminli bölgesinden bahsediyoruz. Bölgedeki pek çok ülke için İran’ın nükleer silah sahibi olması tolere edilebilir bir şey değil. İran terörizmin destekçisi olarak biliniyor, bu nedenle atom bombası sahibi olmasının getireceği tehdit çok büyük olacaktır.”

İSRAİL’E UYARI
Obama mülakatta İsrail’i de uyardı. Zamanından önce yapılacak bir saldırının yarardan çok zarar getireceğini belirten ABD Başkanı şunları söyledi:

“İran ve tek müttefiki olan Suriye’ye yönelik pek sempatinin beslenmediği böyle bir dönemde, İran’ı kendisini bir kurban gibi göstermesine olanak vermek ister miyiz?”

WASHINGTON-TEL AVİV HATTI
Son dönemde Özellikle Batı şeria’daki Yahudi yerleşimleri konusunda Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarının İran konusunda da yaşandığı yorumları yapılıyordu. Son haftalarda üst düzey görüşmelerde İsrail’in İran’a yönelik bir saldırıda ısrarlı olduğu, Washington’ın ise bu konuya daha mesafeli durdurğu konuşuluyordu.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Türk Lirası simgesine önce Merkez inanacak   |  

03 Mart 2012

turk lirasi simgesine once merkez inanacak Türk Lirası simgesine önce Merkez inanacak

Türk Lirası simgesine önce Merkez inanacak

Dün büyük bir heyecanla tanıtılan yeni Türk Lirasının simgesini bilin bakalım bugün kaç kamu kurumu açıklamalarında ve istatistiklerinde kullandı…

İşte kamunun, ilk günkü “simge” performansı… 

Barış Erkaya, HABERTURK.COM’daki bloğunda yazdı…

Yazı için tıklayınız

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Uçan robotlardan oluşan müzik orkestrası   |  

03 Mart 2012

ucan robotlardan olusan muzik orkestrasi Uçan robotlardan oluşan müzik orkestrası

Uçan robotlardan oluşan müzik orkestrası

Müzisyen robotlar insan tarafından kontrol edilmiyor. Robotlar, notaları ve enstrümanları önceden yüklenen program sayesinde çalıyor.

Kuş, balık ve böceklerden ilham alınarak tasarlanan robotlar; kızılötesi ışınlar sayesinde birbirlerine ya da cisimlere çarpmadan hareket edebiliyor.

Uçan robotlardan oluşan müzik orkestrası


VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Şişli’de silahlı kavga   |  

03 Mart 2012

sisli de silahli kavga Şişlide silahlı kavga

Şişli’de silahlı kavga

Ayazağa Mahallesi Dereboyu Caddesindeki kahvehaneye gelen grup ile burada bulunan başka bir grup arasında tartışma çıktı. Büyüyerek kavgaya dönüşen olayda, kahvehaneye gelen gruptakilerden biri tabancayla ateş açarken, yanındakiler de ellerindeki sopalarla buradakilere saldırdı.

Kavgada 1 kişi silahla, 4 kişi de darp sonucu yaralandı. Yaralılar, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Okmeydanı ve Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanelerine kaldırıldı.

Tartışmanın, iki mahalleli arasındaki cep telefonu alışverişinden kaynaklandığı öğrenildi.

Polis, kavga nedeniyle maddi hasar oluşan kahvehanede incelemelerde bulundu.

Kavgaya karışan kişilerin yakalanmasına çalışılıyor.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Netanyahu İran’ı hedef aldı   |  

03 Mart 2012

netanyahu iran i hedef aldi Netanyahu İranı hedef aldı

Netanyahu İran’ı hedef aldı

Kanada Başbakanı Stephen Joseph Harper’ın resmi konuğu olarak bugün Ottawa’ya gelen İsrail Başbakanı, düzenlenen ortak basın toplantısında, “İran’ın nükleer görüşmeleri kabul etmesinin bir tuzak olduğunu” öne sürerek, uluslararası toplumun bu tuzağa düşmemesi gerektiğini söyledi.

“İran şu an ekonomik yaptırımların etkisini yaşıyor ve bunu hafifletmek için çabalıyor” diyen Netanyahu, “Uluslararası toplumun İran’dan talebi net olmalı. Kum kentindeki nükleer tesisler sökülmeli, uranyum zenginleştirme programı durdurulmalı ve İran elinde bulunan tüm nükleer malzemeleri teslim etmelidir” diye konuştu.

İran’ın küresel güvenlik için bir tehdit olduğu iddialarını yineleyen Netanyahu, “gerekirse kendilerini savunmak için hazır olduklarını ve bu hakka sahip olduklarını” söyledi. İran’da eşcinsellerin asıldığını, fuhuş yapan kadınların taşlandığını öne süren Netahyahu, “Bunları nükleer silahları olmadan yapıyorlar. Bir de nükleer silahları olsa, yapabileceklerini hayal bile edemeyiz” ifadesini kullandı.

Netanyahu, Kanada Başbakanı Harper’a da, uluslararası arenada kendilerine verdiği destek için teşekkür etti.

Harper

Kanada Başbakanı Harper da, İran konusunda barışçı yolların sonuna dek denenmesini ve bunların sonuçlarını görmek istediklerini söyledi.

“İsrail’in bir Yahudi devleti olarak var olmasını ve kendini savunma hakkını tanıdıklarını” ifade eden Harper, “Uluslararası toplum, sorunun çözümü için gereken herşeyi yapmalı” dedi. Harper, İran’ın nükleer silah geliştirmesini önleyecek tüm seçeneklerin masada olması gerektiğini de kaydetti.

Netanyahu, Ottawa’daki temaslarının ardından Pazartesi günü ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmek üzere Washington’a geçecek.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Ağlayan bebeğini 14′üncü kattan attı   |  

03 Mart 2012

aglayan bebegini 14 uncu kattan atti Ağlayan bebeğini 14üncü kattan attı

Ağlayan bebeğini 14′üncü kattan attı

Rus haber ajansı RİA Novosti, modellik yapan 27 yaşındaki Yekaterina Markovkina’nın dün gece ağladığı için rahatsız olduğu 4 aylık erkek bebeğini 14′üncü kattaki evinin penceresinden aşağıya attığını belirterek, hayatını kaybeden bebeği sabah sokakta oynayan çocukların bulduğunu duyurdu.

Polisin yaptığı soruşturmadan sonra gözaltına alınan Markovkina’nın, ağlamasından rahatsız olduğu bebeğini aşağı attıktan sonra tekrar yatağına giderek uyuduğu kaydedildi.
İfadesi alınan Markovkina, psikiyatri kliniğine yatırıldı.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

‘O tabir Başbakan’ın, ben gömlek çıkarmadım’   |  

03 Mart 2012

o tabir basbakan in ben gomlek cikarmadim O tabir Başbakanın, ben gömlek çıkarmadım

‘O tabir Başbakan’ın, ben gömlek çıkarmadım’

Katıldığı bir televizyon programında soruları yanıtlayan Arınç, 28 Şubat’ın bir süreç olduğunu, bunun önü ve arkasının bulunduğunu söyledi. Her yönüyle 28 Şubat sürecinin tartışılmasında fayda olduğunu belirten Arınç, medya, TSK’nın üst kademesi, yüksek yargı, üniversiteler ve parlamentonun bu sürece dahil aktörler olduğunu ifade etti.

BU KADAR CEHALET TAHSİLLE MÜMKÜN

”Böylesine el emeğiyle hazırlanmış bir sürecin, aradan 10-15 yıl geçtikten sonra her yönüyle irdelenmesinde ve savunulamaz hale gelmesinde demokrasi açısından fayda olduğunu” dile getiren Arınç, ”(AK Parti 28 Şubat’ın ürünüdür) demek, büyük bir cehalet ürünüdür. Bu kadar büyük cehalet de ancak tahsille mümkündür. Çünkü bunu söyleyen bir insan siyasi hayatı bilmiyor demektir. Siyasetin nasıl geliştiğini bilmiyor demektir. Aklı toplum mühendisliğinde kalmış, her zaman bir şeyleri dizayn etmek için ortaya çıkan aklı evvellerden ders almış gibidir. Çünkü 28 Şubat, AK Parti’nin veya bir başka partinin lehine veya aleyhine netice vermiş bir olay değildir” diye konuştu.

Siyasete başladığı Milli Nizam Partisi’nin 1970′de kurulduğunu, 1971′de kapatıldığını belirten Arınç, aynı dönemde Türkiye İşçi Partisi’nin de faaliyetinin sonlandırıldığını vurguladı. 1980′de il başkanı olduğu partinin bütün patiler gibi darbeyle kapatıldığını ve siyasi yasaklı olduğunu dile getiren Arınç, Refah Partisi’nin seçimlerde birinci parti olduğu 1995′te milletvekili seçilerek parlamentoya girdiğini ifade etti. Arınç,

ERBAKAN’IN BAŞBAKANLIĞI HİÇ İSTENMEDİ

”Aslında 28 Şubat’ın fitilinin ateşlendiği gün de odur, o sonuçtur” diyen Arınç, Refah-Yol hükümetinin kurulmasının ve Necmettin Erbakan’ın başbakan olmasının hiç istenmediğini bildirdi.

Bülent Arınç, o dönemde diğer siyasi partilerin bütün stratejilerini Refah Partisi düşmanlığı üzerine kurduklarına işaret ederek, sonunda Refah Partisi’yle hükümet kurmaya mecbur olduklarını ancak, birilerinin bundan hoşlanmadığını belirtti. Refah Partisi’nin iktidardayken kapatıldığını vurgulayan Arınç, daha sonra kurdukları Fazilet Partisi’nin, ”Çok masum ve günahsız bir parti olduğunu ama onun da gözünün yaşına bakılmadığını” dile getirdi.

Arınç, Fazilet Partisi kapatılınca yol ayrımına girdiklerini, daha sonra helalleşerek ve yeni bir siyaset anlayışıyla yeni bir yola çıktıklarını söyledi.

Son 60 yılın 30 senesinin darbeler, müdahaleler dönemi olduğunu dile getiren Arınç, demokratik hayata müdahale eden başka kurumların siyaseti dizayn etmeye çalıştığını ifade etti. Arınç, parlamento dışı güçlerle uzlaşmak zorunda kalmanın siyaseti neredeyse yok olma durumuna getirdiğini belirtti.

BEN GÖMLEK ÇIKARMADIM

Arınç, ”Milli Görüş gömleğini çıkarmak” tabirinin Başbakan Erdoğan’a ait olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

”Ben, bugüne kadar öyle bir şey kullanmadım. O da doğrusunu yapıyor, ben de kullanmamakla kendime göre doğrusunu yapıyorum. Çünkü bu gömlek çıkarmak, palto çıkarmak, pardösü çıkarmak, bunlar bu anlamda bana göre başkalarının yanlış anlayabileceği şeyler. Ben, geçmişte Milli Görüş’ü esas alan siyasi partilerde çalıştım, il başkanlığı, milletvekilliği yaptım, yıllarca emek verdim. Ben paraşütle gelmedim siyasete. Gençlik kollarından geldim, il başkanlığı yaptım, MKYK üyeliği yaptım, grup başkan vekilliği, grup başkanlığı, Meclis başkanlığı yaptım. Şimdi, Başbakan Yardımcısıyım. Geçmişte yaptığım siyasetten de utanmıyorum, sıkılmıyorum, çünkü doğrusunu yaptık. Rahmetli Erbakan Hoca ile birlikteyken de Türkiye için, halkımız için siyaset yaptık. O zaman için doğru bildiklerimizin peşinden koştuk. Bunların içinde hiçbir zaman yolsuzluk, çıkarcılık olmadı. Milletin menfaatlerini düşünerek mücadele ettik. Ama şimdi AK Parti yeni bir parti, Milli Görüş, Milli Görüşçülerde kaldı. Şimdi biz AK Parti’de ‘Milli Görüşçüyüz’ diyemeyiz. Böyle bir iddiamız yok. Onun partisi var.”

28 ŞUBAT’IN “JENERİĞİ”

Başbakan Yardımcısı Arınç, 28 Şubat sürecinde Süleyman Demirel’in kendisine ne ifade ettiğinin sorulması üzerine, ”Yönetmen diyebiliriz” dedi. Medyayı ”Yönetmen yardımcısı” olarak nitelendiren Arınç, ”Peki, Genelkurmay Başkanı Karadayı ile Çevik Bir?” sorusu üzerine ”Jenerikte ismi geçenlerden birisi gibi görelim, Çevik Bir de onun yardımcısı. Bunların hepsi aktörleridir” diye konuştu.

AKLA HAYALE GELMEDİK ŞEYLERLE KARŞILAŞTIK

O dönemde partisinin Anavatan Partisi’yle dönüşümlü olarak hükümet kurmak üzere olduğunu belirten Arınç, şöyle konuştu:

”Hem bakanlık isimleri ve sayıları da belirlenmişi. Ancak araya Kurban Bayramı girdi 1996 yılı başında. ‘Hele bir bayram geçsin’ denildi, bayram geçti ama Mesut Yılmaz da değişti. Birilerinin korkutmasıyla bu hükümet kurulamadı. Onlar kurdular, ama güven oylamasında bile hata yapılmıştı. Biz Anayasa Mahkemesine müracaat ettik. Onlar da zaten gecikmeden birbirlerine düştüler, o hükümet 3 ay sonra gidince, soruşturmalar, sayın Çiller’in birtakım endişeleri, ‘onlar PKK’dan daha tehlikelidir’ dediği partiye döndü ‘elinizi verin, bir hükümet kuralım’ dedi. Bizim de tabii hükümet kurmaya ihtiyacımız vardı, hem bir meşruiyet kazanmak hem de iktidarla bir şeyler yapabilmek amacıyla, arkası da bildiğiniz gibi geldi.”

Bu süreçte hiç akıl, hayal etmedikleri şeylerle karşılaştıklarını vurgulayan Arınç, ”Bunlar bir manevi baskıydı, cebirdi, alaya almaktı, küçük görmekti, tehdit etmekti” ifadesini kullandı. Arınç, şunları söyledi:

AŞAĞILANMA HİSSİ İÇİNDEYDİK

”O zamanlar lojmanlardaydık, bu baskı o kadar kötü bir noktaya geldi ki 12 veya 13 Haziran tarihlerinde mutlaka ‘asker artık darbe yapacak. Kendini kurtaran dışarı kaçsın’ diye Refah Partisi’nin dışındaki pek çok milletvekilinin lojmanı boşalttığını ve yurt dışına gittiğini ben şahsen biliyorum.

Sükutu hayale uğramıştık, bir aşağılanma hissi içindeydik, hiç hak etmediğimiz bir muameleyle bize karşı geliyorlardı. Hocamız belki buna alışıktı ama biz çok üzülüyorduk. Arkasından da 28 Şubat’ta dikte edilen kararlarda hiçbirini kabul etmemiz mümkün değildi. Belli bir çizgide siyaset yapan insanların doğrudan millet iradesine karşı alınmış bu kararları ne uygulaması, ne oy kullanması, ne altına imza atması mümkün değildi. O döneme ait en acı olaylardan bir tanesi 8 yıllık kesintisiz eğitimin Meclise getirilmesidir. Bu, her bakımdan eleştirilecek bir davranıştı. En başta 28 Şubat sürecini imza altına alan kişiler, bu hükümete dayatma olarak getirenler öncelikle birinci sıradan bu işten başladı. Biz bunu yapmadan hükümet bitti. Mesut Yılmaz hükümeti kuruldu. Bu hükümet de meşruiyetini ancak bu kanunu çıkarmakla elde edebileceğini düşündü. Çünkü o partide bir kısım milletvekilleri, ‘biz buna onay veremeyiz’ dedi, Korkut Özal bunlardan biriydi, başka milletvekilleri vardı. Mesut Yılmaz, ‘bunu çıkarmamız lazım, bu bize birinci talimattı’ diye sözler sarf ediyordu. Komisyonda, Genel Kurulda biz direniyorduk, önergeler veriyorduk, iç tüzüğün verdiği bütün engelleme haklarını kullanıyorduk. Geceli gündüzlü 2,5 gün sürdü o.. O günlerde dikkat ettim, Meclis’e o güne kadar hiç uğramayan milletvekilleri, bir yerlere şirin görünmek üzere sıralarda uyumaya başlamışlardı. 2,5 gün ayrılmadılar Meclisten.”

Merhum Erbakan’ın nasıl davranması gerektiği konusunda eleştiriler olduğunun hatırlatılması üzerine Arınç, eleştirilerin de ”Yaptıkları doğrudur, çünkü şartlar bunu gerektiriyordu” diyenlerin de bulunduğunu söyledi.

Arınç, ”Belki ikisini birbiriyle mukayese ettiğiniz zaman şuna dikkat etmek lazım, yani darbeler geliyor, muhtıralar sürekli halde ve Silahlı Kuvvetlerin üst kademesi hükümetlere müdahale ediyor canı istediklerine, istemediklerine farklı davranıyor. Bu, geleneksel hale gelmiş bir ağırlık, bir baskı ve onların dedikleri yapılmazsa emsalleri çok kötü, onlar da olabilir, daha zor daha kötü günlere dönebiliriz. Bu şartlara bakalım bir” diye konuştu.

ORTAĞI ÇÜRÜKTÜ

Erbakan’ın devleti de askeri de sevdiğini belirten Arınç, ”Türkiye’de demokrasinin zaman içerisinde yanlışlıklarla mücadele ederek, ama o yanlışları da anlatarak, görerek, ikna etmek suretiyle daha iyi olabileceğini düşünürdü. Siyasetinde önce ahlak ve maneviyat vardı, maddi manevi kalkınma vardı, Türkiye’nin maddi kalkınmasında gerçekten çok güzel projeleri vardı. Gençlerin de nesillerin de ahlaktan, maneviyattan mahrum olmamasını isterdi” ifadesini kullandı.

Erbakan’ın tek başına iktidar olmadığını dile getiren Arınç, ”Yanında bir ortağı vardı ve ortağının içi çürüktü. Bu çürüklük zaman zaman 28 Şubat sürecinde de Susurluk olayında da tek ayaklı haline getirdi koalisyonu. Ha gitti, ha gidiyor. Müdahale etseniz hükümet son bulacak, etmeseniz, vicdanlar kabul etmiyor. O noktada hükümetin daha uzun süreli olması, bu badirelerden geçmesi için belki sükutu tercih etmiş olabilir’ diye konuştu.

Refah Partisi’nden o dönemde bütün baskılara rağmen bir milletvekilinin ayrıldığına, ama DYP’nin yarısından fazlasının istifa ettiğine dikkati çeken Arınç, ”Dolayısıyla her gün eriyen gemiyi terk edenlerin olduğu bir koalisyondu. 28 Şubat’a karşı ciddi bir direnci, olmazsa olmaz bir şeyi ortaya koymanın zorluğunu da takdir etmek lazım” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, o dönemde vatandaşın darbenin bütün ağırlığına, korkusuna, baskısına, tehdidine rağmen bir yıl sonra bile kendine ait hissettiği partiye oyunu verdiğini vurguladı.

Milletin AK Partiyi de tek başına iktidara getirdiğine dikkati çeken Arınç, şunları kaydetti:

”Bütün bunlar sosyolojiyi bilmeyenlerin işidir, halkı tanımayanların işidir. Ta eski İttihat-Terakki mantığıdır, ‘biz böyle yaparsak halk bunu yapmak zorunda kalır’… Geçti o günler artık, o yok. Türkiye’de halk her zaman tercihini pek çok kere de isabetli olarak sandıkta ortaya koyabiliyor. Beğenirsiniz, beğenmezseniz, ama sivil ve dinamik bir iktidarı her zaman halkımız daha fazla seviyor. Geçmişe baktığımız zaman bütün bu tecrübeler bunu gösteriyor. Bu, halk popülizmi yapmak değildir.”

ADIYAMAN’DAKİ “İŞARETLER”

Arınç, Adıyaman’da bazı evlerin işaretlendiği iddiasının hatırlatılması üzerine, geçmişte Aleviler ile Sünniler arasında var olan ilişkileri kötüye yöneltmek ve bunu kronik çatışma alanı haline getirmek için çok büyük gayretler sarf edildiğini söyledi.

Yaşanan bazı olayları herkesin hatırladığını ifade eden Arınç, Başbağlar, Çorum, Sivas Madımak ve Kahramanmaraş olaylarının bunlardan bazılarını olduğunu belirtti.

”Belki bin seneden beri bu topraklarda kardeşçe yaşamış bu insanların suni birtakım kavgalarla adeta onulmaz bir yara halinde tutulmak istendiğini bilirim” diyen Arınç, AK Parti hükümeti döneminde Alevilere karşı hiçbir ayrımcılık yapılmadığını, geçmişteki yaraların tedavi edilmesi için çok çalışma yürütüldüğünü vurguladı. Madımak Oteli’nin kamulaştırıldığını dile getiren Arınç, ”Geçmişte yaşanan olumsuz olayların hepsi, bizden önce yaşandı” dedi.

Arınç, ”Adıyaman’daki olayları, münferit bir olay olarak görüyorum. Yani, geçmişten kalan endişeyle bazıları şikayetçi olmuştur, sanıyorum bazı milletvekilleri de bunu gündeme getirdi. Onlara teşekkür etmemiz lazım, çünkü ola ki birileri bir tezgahın, bir olayın hazırlığı içinde de olabilir, gülüp geçemeyiz. Dolayısıyla üzerinde ciddiyetle durmanın, gerekli tedbirleri almanın ve toplumdaki bu kuşkuları, endişeleri gidermenin zamanıdır, yapılıyordur, yapılacağına da eminim” diye konuştu.

ADIYAMAN VALİSİ’NİN BİLGİ NOTU
Olayla ilgili Adıyaman Valisi’nden bilgi notu istediğini belirten Arınç, kendisine ulaştırılan notta şu ifadelerin bulunduğunu söyledi:

”Adıyaman merkez Karapınar Mahallesi’nde 27 Şubat 2012 günü 12.30 sıralarında ilimiz emniyet müdürlüğüne gelen bir ihbar neticesinde bazı evlerin duvarlarına yazılar yazıldığının bildirilmesinin ardından olay yerine intikal edilmiştir. Yapılan incelemede toplam 26 evin bahçe duvarlarına, dış cephesine, pencere yanlarına olmak üzere 3-5 santimetre yüksekliğinde ve değişik uzunluklarda kırmızı keçeli kalemle, harf veya rakama benzeyen ve anlam taşımayan şekillerin çizildiği görülmüştür. Olayla ilgili resmi işlemlere başlanmış, fail veya failleri yakalanmamış, araştırmalar devam etmektedir. Gece gündüz tedbirlerimiz sürmektedir. Bu olayı Adıyaman ilimiz Karapınar Mahallemizin hassasiyetlerini bilen art niyetli kişiler yapabileceği gibi çocukların da işi olabileceği düşünülmektedir.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı da olayla ilgili tahkikat başlatmıştır. Adıyaman’da yaşayan vatandaşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz, kanaat önderlerimiz 29 Şubat ve 1 Mart 2012 tarihinde ilde bir huzursuzluk olmadığını, birlik ve beraberlik içinde olduklarını açıklamışlardır. Olayı, sıkı şekilde takip ediyoruz. Güvenlik güçlerimiz, dikkatli ve ciddi şekilde olayı araştırmaktadır. İlimizde herhangi bir huzursuzluk yoktur, bu tür provokasyonlara itibar etmez. Adıyaman’da, geçmişte, 12 Eylül 1980′den öncesinde dahi mezhepsel ve etnik olarak huzur bozucu hiçbir olay meydana gelmemiştir.”

Olayla ilgili bütün ihtimalleri içine alan bir değerlendirmenin yapıldığına dikkati çeken Arınç, Adıyaman’da alevi yurttaşlara karşı münferit veya toplu bir olay hatırlamadığını vurguladı. Bütün ihtimallerin, içinde bir kötülük taşıyabileceği gözönünde bulundurularak araştırıldığını belirten Arınç, ”Umarım arkasından bir kötü niyetli çaba çıkmayacaktır” dedi.


YAZAR GÜÇLÜ’NÜN İFADELERİ

Arınç, yazar İbrahim Güçlü’nün, terör örgütü PKK’nın işlediği cinayetlere ilişkin Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısına ifade verdiğinin hatırlatılması üzerine, yakinen şahit olduğu olaylar hakkında, geçmişten bu yana önde gelenleriyle bir şekilde arkadaşlık yaptığı bir örgüt için bir şey söylüyorsa İbrahim Güçlü’ye, Kemal Burkay’a ya da bir başkasına kulak vermekte fayda olduğunu bildirdi. Arınç, ”Onların söyledikleri benim bildiklerimden daha fazladır” ifadesini kullandı.

SURİYE

Ülkelerin komşularını seçme şansı olmadığına işaret eden Arınç, devletlerarası ilişkilerde, ülke yararına olacak şekilde iyi ilişkiler kurulması gerektiğini vurguladı. ”Onların rejimlerini beğeniriz ya da beğenmeyiz ama diplomatik ilişkileri mutlaka kurarız” diyen Arınç, komşularla sıfır sorunlu bir politikanın takip edildiğini söyledi.

Türkiye’nin geçen yılın mart ayından bu yana Suriye’yle ilgili politikasını ortaya koyduğunu dile getiren Arınç, ”Bu politika neydi? Yanlış yapıyorsunuz, halkın taleplerine şiddetle mukabele etmeyin, reform taleplerini dikkate alın, yeni bir seçim yasası, yeni bir Anayasa değişikliği yapın” dedi.

Arınç, şöyle devam etti:

”Kuzey Afrika’da başlayan rüzgarlar Ortadoğu’ya sıçradığında gerçekten eski Hafız Esad döneminden kalan zihniyetin böylesine hortlayacağını ve şehirleri kuşatarak, bomba yağdıracağını doğrusu hiç tahmin etmemiştik. Ben, şahsen tahmin etmemiştim. Çünkü Beşşar Esad, bize daha güleryüzlü, daha batı yanlısı ve daha özgürlükçü bir insan karakteri çizmişti. Yanılmış olabiliriz ama bu yanılsamanın içerisinde Beşşar’ın ne kadar katkısı var? Yoksa eski kalıntılar mı iş başında? Yoksa bu şiddetin arkasında kendilerinin azınlıkta olduğu çoğunluk iktidara gelirse ‘bizim halimiz ne olacak’ endişesi mi var? Hepsini alt alta üst üste koyabilirsiniz. Biz, Türkiye olarak, Hükümet olarak çok önemli işler yaptık. Bu, bizim için sorumluluktur. Bizim dostluğumuz halkladır. Mesela zulmederlerse rejimlerle bizim dostluğumuz söz konusu değildir. Bunu defalarca açık yüreklilikle söyledik. Burada yaşayanların mağdur olmaması için her türlü tedbiri alıyoruz. ‘Nedir onlar’ derseniz, söylemem. Yaptıklarımız, söylediklerimiz, bizim tek başına Türkiye olarak bu işten ne kadar ızdırap duyduğumuzu gösterir.”

Suriye’de yaşanan vahşete ve katliama karşı Türkiye’den başka sesini çıkaran olmadığına dikkati çeken Arınç, ”Bir yıldan beri Türkiye, ne yapması gerekiyorsa yapıyor ama harp ilan edecek durumda değiliz. Askeri bir müdahale seçeneğimiz yok. Dolayısıyla bu rejimin, Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler kararlarına göre zulümden ve şiddet uygulamaktan vazgeçmesi ve demokrasiye geçiş için her alanda baskı yapıyoruz, baskımız da devam ediyor” diye konuştu.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Kur’an-ı Kerim yakan askerler bulundu   |  

03 Mart 2012

kur an i kerim yakan askerler bulundu Kuran ı Kerim yakan askerler bulundu

Kur’an-ı Kerim yakan askerler bulundu

Washington Post gazetesinin haberinde, Afganistan’da bulunan soruşturmacılara göre, Kur’an-ı Kerim’leri Bagram üssündeki gözaltı merkezinden aldıkları, kitapların daha sonra saklanmak üzere bir büroya yerleştirildiği, ancak kitapların buradan atılmak amacıyla alınarak üssün çöplüğüne götürüldüğü, burada yakıldığı belirtildi.

Askeri yetkililere göre, bu askerlere “kınama cezası verileceği”, ancak isimlerinin açıklanmasının beklenmediği belirtildi.

Bir yetkili, bu askerlere rütbe düşürme cezası verilebileceğini söyledi.

Bagram üssü yakınlarındaki bir gözaltı merkezinin kütüphanesinde bulunan Kur’an-ı Kerim ve diğer dini kitapların aşırı dincilerin mesajları ve yazılarını içerdiği gerekçesiyle yakılmasının ardından ABD Başkanı Barack Obama ve Savunma Bakanı Leon Panetta, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’den özür dilemişti. Ülke genelinde yapılan protesto gösterilerinde 30 kadar kişi öldü, 200 kişi yaralandı.

AA

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)

Yaşam

Yangın 4 katlı fabrikayı kül etti   |  

03 Mart 2012

yangin 4 katli fabrikayi kul etti Yangın 4 katlı fabrikayı kül etti

Yangın 4 katlı fabrikayı kül etti

Bayrampaşa’da faaliyet gösteren bir iç giyim fabrikasında çıkan yangın korku dolu anların yaşanmasına sebep oldu. Alevler gökyüzünü aydınlattığı yangına çok sayıda itfaiye ekibi müdahale etmesine rağmen alevler sönmek bilmedi. İş hanında en üst kat ve çatı katı çıkan yangında kül oldu.

İstanbul Bayrampaşa Ferhat Paşa Caddesi Şehit Naci Çakar Sokakta faaliyet gösteren bir iç giyim fabrikasında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. İddialara göre, en alt katta ufak çapta başlayan yangın, kısa sürede üretimin yapıldığı üst katlara sıçradı. Bir kıvılcımla başlayan alevler kısa sürede tüm üretim alanını kapladı. Korku dolu anların yaşanmasına neden olan yangında, şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı.

Alevler gökyüzünü aydınlattığı yangına başta Bayrampaşa olmak üzere Gaziosmanpaşa, Fatih, Eminönü, Eyüp ve Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri müdahale etti. Çok sayıda itfaiye ekibinin dört bir yandan müdahale etmesine rağmen uzun süre alevler sönmek bilmedi. Fabrikanın en üst kat ve çatı katı çıkan yangında kül olurken diğer katlarda da ağır çapta hasar meydana geldi. Yine fabrikanın iç giyim olması ve yangının da büyük çapta olması nedeniyle büyük çapta maddi hasarın meydana geldiği düşünülüyor.

Yangını duyar duymaz olay yerine gelen Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydiner, “Yangının nedeni henüz belli değil. Ufak bir kıvılcımdan büyüyerek tüm fabrikayı sardı. İtfaiye ekiplerimiz kısa sürede yangına müdahale etti. Çevreden itfaiyelerden de yardımlar geldi. Bu yangına çok üzüldüm geçmiş olsun” dedi.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Sarkozy pot kırdı toparlamak için epey uğraştı   |  

03 Mart 2012

sarkozy pot kirdi toparlamak icin epey ugrasti Sarkozy pot kırdı toparlamak için  epey uğraştı

Sarkozy pot kırdı toparlamak için epey uğraştı

Sol eğilimli Liberation gazetesinin Brüksel muhabiri Jean Quatremer, ”Bu sizin son AB zirvesi basın toplantınız olabilir” diyerek sorusuna devam etmek isterken, gülerek araya giren Sarkozy, ”Seçme hakkından kaynaklanan belirsizlik. Bana muhabbet duyduğunuzu görüyorum. Bunun (seçim başarısızlığımın) bir Liberation muhabiri için ürkütücü ve üzüntü verici bir fikir olduğunun farkındayım. Benim ne kadar hassas olduğumu biliyorsunuz. Sizi kırmamak için çaba göstereceğim. Bunu üzerinize alın ve gazetenizin redaksiyonuna iletin. Bana yine de sorunuzu sorabilirsiniz” dedi.

Bunun üzerine Liberation muhabiri Sarkozy’e, Avrupa Birliği konularına duyduğu ilgiyi hatırlatarak, seçimleri kaybetmesi halinde AB Konseyi ya da AB Komisyonu başkanlığı gibi koltuklarda gözü olup olmadığını sordu.

Sarkozy’nin buna cevabı ”Sana gerçekten tüm kalbimle birşey söyleyeceğim: Her şart altında, her şekilde, şimdi ya da gelecekte cevabım hayır. Beni dinlemenizin, benimle çalışmanızın tek yolu beni yeniden seçmek. Başka yolu yok” oldu.

Cevabını bitirdiğinde AB koltuklarını bu kadar keskin ifadelerle reddederken bu görevi üstlenenlere karşı pot kırdığını farkeden Sarkozy, AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy ve AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun çok önemli görevleri büyük bir başarıyla yürüttüğünü uzun uzun anlatarak, durumu toparlamaya çalıştı.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

polise satırla saldırdı, vurularak etkisiz hale getirildi   |  

03 Mart 2012

polise satirla saldirdi vurularak etkisiz hale getirildi polise satırla saldırdı, vurularak etkisiz hale getirildi

polise satırla saldırdı, vurularak etkisiz hale getirildi

Alınan bilgiye göre olay, Limontepe Mahallesi Heykel Durağı yakınlarında meydana geldi. Devriye görevi yapan 35 A 48168 plakalı asayiş ekibi şüpheli gördükleri M.A’yı durdurarak üzerini aramak istedi. Polisle tartışmaya başlayan M.A, polis memurları Ünal Güler (39) ve Ahmet Bülent Çekiş’e (39) satır ile saldırdı. Polisleri korkutarak kaçmaya çalışan saldırgan ayağından vurularak etkisiz hale getirildi.

Polis memurlarından Ünal Güler ise geri geri giderken ayağının takılması üzerine düşerek başını yere çarptı.

Olay yerine çağrılan AKS 110 ekibi yaralı polis memuru ile saldırgana tıbbi müdahalede bulundu. M.A İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, polis memuru Güler de Atatürk Eğitim ve Araştırma HAstanesi’ne kaldırıldı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Kızıltepe’de KCK operasyonu   |  

03 Mart 2012

kiziltepe de kck operasyonu Kızıltepede KCK operasyonu

Kızıltepe’de KCK operasyonu

Alınan bilgiye göre, İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, üç gün önce ilçe merkezinde bazı adreslere düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 12 kişi, emniyetteki sorgularının ardından adliyeye sevkedildi. Zanlılardan 9′u çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanırken, 3′ü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Tutuklanan 9 kişinin ilçede çeşitli tarihlerde birçok kamu kurum ve kuruluşu ile bazı okullara yönelik eylem yaptıkları belirtildi.

Kızıltepe’de 29 Şubat’ta bazı adreslere operasyon düzenlenmiş, 12 kişinin gözaltına alındığı operasyonda, 15 el yapımı bomba ile 11 molotofkokteyli ele geçirilmişti.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Yüzlerce kişinin katili yakalandı   |  

03 Mart 2012

yuzlerce kisinin katili yakalandi Yüzlerce kişinin katili yakalandı

Yüzlerce kişinin katili yakalandı

Yetkililer, Marco Antonio Hernandez’in, Meksiko’da bir otoyolda önceki gün ele geçirildiğini belirtti. Adli makamların, Hernandez’in, uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından ve birçok cinayeti finanse ettiğinden şüphelendiği kaydedildi.

Meksika’da 2006 yılından beri uyuşturucu çetelerine karşı başlatılan operasyonlar ve şiddet olaylarında 50 binden fazla insanın öldüğü bildiriliyor

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Ergenekon Partisi Genel Başkanı tutuklandı   |  

03 Mart 2012

ergenekon partisi genel baskani tutuklandi Ergenekon Partisi Genel Başkanı tutuklandı

Ergenekon Partisi Genel Başkanı tutuklandı

İzmir’de tanınmış işadamlarından tehdit ve şantaj yoluyla para almak istedikleri iddiasıyla gözaltına alınan 10 kişi sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Özel yetkili savcı tarafından ifadeleri alınan 10 kişiden 5′i serbest bırakıldı, Ergenekon Partisi Genel Başkanı T.Ü., Susurluk davası sanıklarından H.A., C.Ç. V.K. ve Y.G. tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Nöbetçi Mahkeme’de hakim karşısına çıkan zanlılardan Ergenekon Partisi Genel Başkanı T.Ü., H.A., Y.G. ve C.Ç. tutuklandı.

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne başvuran bazı tanınmış işadamları, bir grubun kendilerinden tehdit ve şantajla para almak istediğini ihbar etmiş, düzenlenen operasyonda 10 kişi gözaltına alınmıştı. Zanlılarla birlikte sahte MİT kimliği, sahte polis kimliği, 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet ruhsatsız tüfek, 1 adet sahte basın kartı ve 83 adet fişek ele geçirilmişti.

CİHAN

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

Sahte evrakla emekli yapan çete çökertildi   |  

03 Mart 2012

sahte evrakla emekli yapan cete cokertildi Sahte evrakla emekli yapan çete çökertildi

Sahte evrakla emekli yapan çete çökertildi

Edinilen bilgiye göre, Nizip İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro ekipleri, Güneydoğubirlik Kooperatifine 1994 yılından sonra herhangi bir ürünü sattıklarını belgelemeleri ve bu evrakla birlikte SGK’ya başvurmaları durumunda ürün sattıkları tarihten itibaren borçlanıp 15 yıllık parayı yatırmaları halinde kısa yoldan emekli olabilecekleri şeklinde olan yasadan faydalanmak isteyen birçok kişinin olması üzerine yapılan çalışmalarda, gerçek şahısların bilgilerinin kullanılarak Güneydoğubirlik Kooperatifi’ne üyeliği hiç olmayan şahısların emekli olmaya çalıştıklarını tespit etti. 3 aylık çalışmanın ardından harekete geçen ekipler Güneydoğubirlik Kooperatifi’nde arama yaptı.

Polis bir çok evrağa el koyarken, emekli olmak için vatandaşlardan 20 ile 40 bin TL arasında para aldıkları belirlenen kooperatifte görevli Hüseyin Ş. (33) ve kendisine yardım eden Mustafa K. (35) ile sahte evrakla emeklilik müracaatı yaparak emekli olmak isteyen 6 kişiyi gözaltına aldı. Nizip İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde işlemleri tamamlanan toplam 8 şahıs, evrakta sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve rüşvet suçlarından adliyeye sevk edildi.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

‘Anadolu Ruhu’ şarkısını öyle bir yorumladı ki…   |  

03 Mart 2012

anadolu ruhu sarkisini oyle bir yorumladi ki Anadolu Ruhu şarkısını öyle bir yorumladı ki...

‘Anadolu Ruhu’ şarkısını öyle bir yorumladı ki…

‘Anadolu Ruhu’ şarkısını öyle bir yorumladı ki…


VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yaşam

‘Costa Concordia’ davası başlıyor…   |  

03 Mart 2012

costa concordia davasi basliyor Costa Concordia davası başlıyor...

‘Costa Concordia’ davası başlıyor…

32 kişinin yaşamını yitirdiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı olayla ilgili soruşturmayı, kaza yerine en yakın kent konumundaki Grosseto ilinin Cumhuriyet Savcılığı’nın yürütmesi sebebiyle, 2012 yılının yaşanan ilk büyük trajedisinin davası bu kentte yarın sabah görülmeye başlanacak.

Bu önemli dava öncesi mahkemeye katılımın yoğun olacağı düşünülerek, Grosseto Modern Tiyatrosu mahkeme salonuna dönüştürüldü. Salondaki hazırlıkların tamamlandığı ve 5 ayrı dilde cep telefonlarının kapalı tutulmasını belirten bilgi kartlarının davayı takip edeceklerin oturacaklara yerlere konulduğu bildirildi. Davanın görüleceği tiyatronun kafeteryasına 2 bin şişesi su olan toplamda 4 bin şişe içecek takviyesi yapıldı. Salonda kayıt ve dinleme cihazları, bilgisayarlar gibi teknolojik aletler için de giriş kabloları ve prizler hazırlandı.

Mahkemenin görüleceği tiyatro salonun çevresinde, 4 futbol sahası büyüklüğündeki alan polis tarafından özel denetime alındı.

Davayı takip etmek için çok sayıda kişinin Grosseto’ya geldiği ve yoğunluk nedeniyle kentteki otellerde yer bulunamadığı da basına yansıyan haberler arasında yer aldı.

”Costa Concordia” davasını çok sayıda kazazede, bilirkişi, avukat, gazeteci ve gemicilik şirketi yetkilisinin izlemesi bekleniyor.

Gemiyle ilgili yaşanan son gelişmelerden biri de, kısa bir süre öncesine kadar kayıp olan 15 kişiden 8′inin cesedinin daha bulunması, bir diğeri de kaptan Francesco Schettino ve ikinci kaptan Ciro Ambrosio’nun ardından aralarında geminin sahibi Costa Crociere şirketinin yöneticilerinin de bulunduğu 7 kişinin daha mahkemeye verilmesi olmuştu.

114 bin 500 ton ağırlığındaki ”Costa Concordia” isimli kruvaziyer, yolcu ve mürettebatıyla birlikte toplam 4 bin 229 kişiyle, 13 Ocak Cuma günü yerel saatle 19.00′da başkent Roma’nın batısındaki Civitavecchia kentinden kuzeybatıdaki Savona kentine doğru yol almak için hareket etmiş, yerel saatle 21.45 sularında, Toskana Bölgesi sahillerindeki Giglio Adası açıklarında kayalıklara çarparak, kaza yapmıştı.

32 kişiye mezar olan dev kruvaziyer gemisi, halen adanın birkaç metre açığında yan yatık halde duruyor.

Bu arada, geminin kaptanı Francesco Schettino ise Grosseto Cumhuriyet Savcılığı’nın itirazına rağmen sorgu hakimi tarafından verilen kararla ev hapsinde tutulmaya devam ediyor.

AA

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (2 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +2 (from 2 votes)

Altın, Dünya, Ekonomi, Emtia Analizleri, Forex Araçlar, Forex Eğitim, Forex Finans, Forex Kaynaklar, Forex teknik, Forex Temel, Forex videolar, Genel, Petrol, Politika, Yaşam, Yatırım Kuralları

batakihale   |  

02 Nisan 2012

Batakihale.net
Bildiğiniz gibi Genellikle daha önce okey de kahve köşelerinde tek oynanılırdı. Daha sonra internet aleminde yayılmaya başlamış bulunmakta. Şimdi batak oyunu internet aleminde yayılmaya başlamış bulunmaktadır. Türkiyede türkçe olarak tek batak ihale oynaya bileceğiniz adres ise www.batakihale.net tir. Online kullanıcılarla cap canlı ihaleli batak oyunu oynayın. Batak oyunu çeşitlerimiz şunlardır. 1. düz batak 2, ihalelli batak, 3. batak çanaklı,
1. batak nedir.
Sabit koz seçilir bu oyunda. Sabit koz ise daima koz maçadır.
2. ihaleli batak nedir.
İhaleli batak 4 oyuncu arasında, en çok sayıyı okuyan kozu belirlemektedir.
3. ihaleli çanak.
Bu oyunda ise. masaya oyuncular sürekli puan yatırır taki çanak kırılana kadar çanak kırılna kadar. Bu puanlar katlanmaya devam eder.

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Genel

101okey tanıtımı   |  

02 Nisan 2012

101okey tanıtımı

Sizlere Görebileceğiniz en iyi 101 okey sitesini taktim etmek istiyorum. 101okey.org, 7 24 saat online olarak, hem muhabbet, hem 101 okey oyna ya bileceğiniz tek adrestir.
Uzman kadromuzla sizlere daha iyi bir hizmet vermek için elimizden geleni yapmaktayız. 101okey adresindeki oyun çeşitlerimiz. Kısaca şunlardır. 1 düz standart 101 okey, 2 101 okey katlamalı, 3 101 okey çanak, 4 düz okey, 5 düz okey saymalı, 6, düz okey çanaktır.
Bu oyunları öerenmek için www.101okey.org adresine girip oyunlar nasıl oynanılır bölümüne bakarak örene bilirsiniz. Bir diyer özelliğimiz diyer 101 okeylerden ayıran, en önemli faktor şudur.
Görsellik ve canlılık En üst seviyededir.
Sizde bu oyuna dahil olmak istiyorsanız hemen durmadan. 101okey.org adresine girip oyunu indirip üye olup oyuna muhabbete başlayın.
www.101okey.org

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Genel

kadınca   |  

15 Mart 2012

Meleklerimiz, iyilik timsali savunmasız kadınlarımız… Şİmdi Kadınlara farklı bir açıdan bakmaya ne dersiniz..Gerçekten eğlenceli bir yazı..Bu yazının sahibinin de bir kadın olması; kadınları açık edecek olanların yine kendileri olacağının kanıtıdır…. Yoksa nerde bizde o cinlik…
en güzel kadın

Ben kadın düşmanı değilim.. Bilakis kadınları çok severim.. Ama sürekli kadın erkek eşitliği kisvesi altında erkeklere belden aşağı vurulmasına, toplumda kötü olan herşeyi erkeklerle özleştirilmesine , sütten çıkmış ak kaşık edalarıyla dolaşılmasına karşıyım..

Yalnız erkeklerin değil kadınlarında iyisi kötüsü olur..Kötüyle , yalnışla kendimizi taraf görmeden mücadele etmek; daha objektif bakabilmemizi sağlar.. Yoksa Yanlışı bir kesimde serbest bırakmak yanlışa palazlanma fırsatı verir..Daha fazla uzatmıyor sizi yazıyla başbaşa bırakıyorum..

Keyifli okumalar

“* Bütün kadinlar birbirlerini rakip olarak görürler. Birbirlerini kiskanmalari için ayni meslekten olmalariyla da menfaatlerinin çatismasi falan sart degildir. Ortalikta kendilerinden baska kadinlarin da dolasiyor olmasi, kiskanmalari için yeterli bir sebeptir. Yolu kadinlarin görev yaptigi bir yere, örnegin bir banka subesine düsen bir kadin, gördügü muameleden bunu sip diye anlayabilir.

* Bütün kadinlarin mutlaka kosulacak sartlari vardir. “Seninle evlenirim ama…”, “dedigini yaparim ama…”

* Nedense bütün ask siirleri, en duygulu sarki sözleri hep erkekler tarafindan yazilmistir. Çok duygulu olduklari söylenen kadinlarin bu sirada ne yaptiklari merak konusudur. Bence kadinlar o sirada diger kadinlari incelemekle mesguldürler. “Ne giymis, ne takmis, benden güzel mi?” Vs…

* Erkekler (eger ruh hastasi degillerse) eslerini çok yakin arkadaslarindan, akrabalarindan, yani olur olmaz herkesten kiskanmazlar. Oysa kadinlar, hiç ayrim yapmaksizin, ömür boyunca, istisnasiz her disiden kiskanirlar kocalarini.

* Kendisinden 30 yas büyük bir kadinla, sirf parasi için evlenen pek az erkek vardir. Buna karsilik etraf, babasi, hatta dedesi yasinda, ama mutlaka zengin erkeklere asik olan(!) kadinlarla doludur.

* Hiçbir kadin çalistigi yerde üstünün kadin olmasini istemez.Vallahi bunu ben söylemiyorum, anketler öyle diyor.

* Erkekler kadinlardan ilgi, sefkat, sevgi disinda pek bir sey beklemezler. Kadinlara bunlar asla yetmez, ilave olarak iki bilezik, bir yüzük gerekir çogu zaman.

* Gelin-kaynana çekismesinin fikralara geçtigi ülkemizde hiç damat-kayinpeder çekismesine tanik oldunuz mu? “Elti gemisi yürümez” diye bir söz vardir da neden bacanaklar için söylenmis benzer bir laf yoktur?

* Evli kadinla iliskiye giren çok az erkek vardir. Buna karsilik evli erkekle hiç düsünmeden iliskiye giren kadin sayisi benim bildigim, gördügüm, duydugum kadariyla bir hayli kabariktir.

* Erkekler bir araya geldiklerinde isten, politikadan, futboldan bahsederler genellikle. Kadinlar bir araya geldiginde ise vay o anda orada olmayan diger kadinlarin haline!

* Eslerinden, “yorgunum”, “basim agriyor” bahanesiyle mümkün oldugunca kaçan kadinlar, ortaya ikinci bir kadin çiktigi zaman aniden kocalarini çok sevdiklerini(!) fark ederler.

* Kocasi tarafindan aldatilan kadinlar genellikle bosanmak yerine, bir çocuk daha yapmayi tercih ederler. Tersi durumda ise erkekler kadinlar kadar akilli olmadiklari için bunu gurur meselesi yapar ve kadini hemen bosamaya kalkarlar.

* Kadinlar evde aksama kadar istedikleri gibi yasarlar. Ne karisanlari ne de görüsenleri vardir. Erkeklerin aksamdan aksama geldikleri evlerinde pek de özgür olduklari söylenemez. Kendilerine durmadan oraya oturmamasi, sigarasinin külüne dikkat etmesi, ayakkabisini çikarmasi hatirlatilir. Kadinlar aksama kadar kocalarinin bilgisi disinda istedikleri arkadaslarini misafir ederler. Oysa hiçbir erkek karisindan izin almadan eve bir erkek arkadasini getiremez. Hatta izin alarak bile…

* Kadinlar her istediklerinde eslerinden izin almadan annelerini ziyaret edebilirler. Erkekler ne haberli, ne habersiz, yanlarinda esleri olmadan asla annelerine ugrayamazlar.

* Kadinlar bütün iliskilerinde hesap kitap içindedirler. Asla seffaf degildirler. Hoslanirlar, hoslanmaz gibi davranirlar, isterler, istemez gibi yaparlar. Esleriyle sorunlarini çözmede bedenlerini silah olarak kullananlar bile vardir.

* Vücutlarini göstermeye bayilirlar. Açik, dar, seffaf, kisa giyerler. Sonra da “neden bakiyorsunuz?” diye sinirlenirler. Aslinda amaçlari baktirmaktir, ama bunu asla kabul etmezler. Özgürlükten, rahatliktan, medeniyetten falan söz ederler. Nereden biliyorsun, derseniz, ben de kadinim oradan biliyorum.

NOT: Istisnalar kaideyi bozmaz.
(Bu yaziyi okuyan bütün kadinlar kendini istisna olarak kabul edecektir.)”

DİP NOT::Resim konuyla uygun olması açısından dedesi yaşındakı birine aşık olup(!) kocasından sonra bir otel odasında ölü bulunan, şu sıralar gündemi mirasının paylaşımı ile meşgul eden Anna Nicola Simith’e aittir..Yazı Pakize Sudanın bir yazısından alıntıdır..

kadın

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Genel

en iyi batak   |  

15 Mart 2012

Türkiyenin en büyük batak oyunu topluluğuna hemen sen de katıl! Arkadaşlarınla İhaleli Batak Oyunu Oyna kıyasıya rekabetten sende katıl. batakihale.net Batak odalarında her an kendinize yeni rakipler bulabilirsiniz. En heyecanlı Bedava Online Batak oyunu sizi bekliyor!

Her odada kendinize göre eş secip bu mucadeye sizde katılın. 7 24 sat online 101 okey batak keyfini yasayın en iyi batak oynama sitesi, www.batakihale.net
Dahasıd ava r .eşit .eşit oyunlarıla sizi sıkmadna eglenmenizi saglıyor. en iyi 101 okey salonlarıyla doyasıya bir keyif yaşanmaktadır.
sizde bu heycana katılmak istiyorsanzız direk www.batakihale.net girip uye olun ve oyunu indirin.

batak, batak ihale, ihaleli batak, batak oyunu oyna, en iyi batak, 101 okey, 101 oyunu batak oyunu, 101 okey, batak ihale oyna, batak indir

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 0 (from 0 votes)

Genel , , , , , , , ,

101okey.org   |  

15 Mart 2012

101okey.org Yönetimi Olarak Siz Değerli Misafirlerimize 4 yıldır hizmet vermekteyiz. Sizlere hizmet verdiğimiz günden beri site kullanıcılarımızın güncel olarak bizden istediklerini, sitemiz içerisinde, toparlıyarak siz değerli 101 okey oyunu kulanıcılarımızın hizmetine sunduk 101okey.org ne üzerine kuruludur. Nelerin paylaşımını yapar?
101okey.org Sürekli güncel olarak oynanan oyunları dünya bazında
ele alarak en çok oynanan oyunları, kullanıcılarına sunar ve oyunla ilgili sürekli gelişmeleri, kullanıcılarına bildirir. Ve bunun yanında sitemizden blog yayını yapılır Blog nedir diye soracak olursanız. Blog, genellikle güncelden, eskiye doğru sıralanmış, yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yayını belirtir. 4 yıldan beri sitemizi tercih eden tüm 101okey.org kullanıcılarına teşşekür.

101 okey oyna, 101 okey oyunu, 101 oyna, 101  okeyin tek adresi, www.101okey.org, 7 24 saat size  hizmet vermektengururduyuyoruz.

En iyi okeyin tek adresi  www.101okey.org. iyi eğlencelerdiler.

101, 101 okey, 101 oyunu, 101 indir, 101 oyunu oyna, bedava  okey, okeyoyunu, okey oyna,  101 çanak okey

VN:F [1.9.13_1145]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.13_1145]
Rating: +1 (from 1 vote)

Genel , , , , , , , ,